Yapay Zeka Sizi Dinler, Ama Göremez

Yapay Zeka Sizi Dinler, Ama Göremez

Asıl sormamız gereken soru yapay zekanın empatiyi yeterince iyi taklit edip edemeyeceği değil; insanların neden bu araçlara yöneldiği.
YAYIMLANDI: 11.05.2026 | YAZAR:

Yakın zamanda Amerika'da yapılan bir araştırma: yaklaşık 5,4 milyon gencin zihinsel destek için yapay zekaya başvurduğunu gözler önüne seriyor. Çünkü insan terapist ya çok pahalı, ya da ulaşılamaz kadar uzakta. Asıl sormamız gereken soru yapay zekanın empatiyi yeterince iyi taklit edip edemeyeceği değil; insanların neden bu araçlara yöneldiği.

Büyük dil modelleri, dil kurallarını öğrenmekten çok, kelimelerin birbirleriyle ilişkisini istatistiksel olarak öğrenir ve bir sonraki kelimeyi tahmin ederek çalışır. Bu, özünde bir taklittir. Kültür de bir ölçüde böyle işler zaten: bilgi bir kişiden diğerine aktarılır. Ancak kültürü gerçekten kültür yapan ikinci şey inovasyondur; yani karşılaşmanın içinden doğan yeni bir şey. Yapay zekâ tam da burada tökezliyor. Bir terapist sizi dinlerken sizden etkilenebilir, sizi içinde taşıyabilir. Oysa yapay zekâ için sessizlik bir veri değildir; sessizlik onu değiştirmez.

Terapinin işe yarayıp yaramaması büyük ölçüde ilişkinin niteliğine bağlıdır. Birisi bize terapistinden bahsederken genellikle onun ne kadar yetenekli olduğunu anlatmaz; “Kendimi gerçekten anlaşılmış hissettim,” der. Gerçek anlamda tanıklık etmek ise şudur: Acınız başka bir insanda iz bırakır, o insan sizi bir şekilde taşır ve sizinle kurduğu temas nedeniyle belki de farklı davranmaya başlar. Tanık yalnızca hikâyenizi dinlemez; hikâyenizin bir parçası hâline gelir.

Bugünün dünyası bize kişiselleştirilmiş bir deneyim sunuyormuş gibi yapıyor: uçak bileti, konaklama, yemek siparişi… Her şey pürüzsüz, her şey hazır. Ama bu aynı zamanda bir görünmez kılma biçimi. Tanınmak ile görülmek aynı şey değildir. Erich Fromm bunu 1950’lerde fark etmişti: Kapitalizm, insanı pazarlanabilir bir ürüne dönüştürdü. Bu sistemde sessizliğin yeri yoktur; sessizlik, doldurulması gereken bir boşluk gibi görülür.

İhmal edilmiş insanlar onaylanmak ister ve yapay zekâ tam da bu boşluğa temas eder. Reddedilme korkumuzu ve bağ kurma ihtiyacımızı hedef alır. Üstelik tam bir kontrol hissi sunar: Nasıl görülmek istediğimize biz karar veririz. Bu süreç aynı zamanda insanlık tarihinin en büyük veri toplama operasyonlarından birini besler.

Yapay zekâ bilgi aktarabilir; ancak iki insanın birbirini dönüştürdüğü o şeyi sunamaz. İnsanlar bizi şaşırtan, bazen sözsüz bırakan birer manzarayken; yapay zekâ hiçbir zaman sözsüz kalmaz. Belki de en büyük endişe tam burada ortaya çıkıyor: Terapiste ulaşamayan gençler, yanlarında bir yapay zekâ olsa bile, gerçekten görülmeyi bekleyerek yalnız kalmaya devam ediyor.

Delfi Blog'a Geri Dön