Bebekler ilk adımlarını kime doğru atıyor?

Bebekler ilk adımlarını kime doğru atıyor?

Bir bebeğin ilk adımlarının yalnızca yürümeyi öğrenmekle ilgili olmadığını söylesek? 👣 Mahler’e göre yürümek, çocuğun anneden uzaklaşabildiği, dünyayı kendi başına keşfetmeye başladığı ve ihtiyaç duyduğunda yeniden ona dönebildiği önemli bir gelişimsel eşiktir. Peki, anneden uzaklaşabilmek neden “psikolojik doğumun” bir parçasıdır?
YAYIMLANDI: 24.08.2026 | YAZAR:

Bir bebeğin ilk adımlarını düşündüğümüzde zihnimizde oldukça tanıdık bir sahne canlanır: Birkaç adım ötede bekleyen anne kollarını açar, çocuk sendeleyerek ona doğru ilerler ve sonunda kendini annesinin kucağına bırakır. İlk adım, böylece anneye doğru atılmış bir adım olarak hafızaya kaydedilir.

Margaret Mahler, Fred Pine ve Anni Bergman’ın bebekleri ve annelerini uzun süre boyunca gözlemledikleri çalışmalar ise yürümeye başka bir açıdan bakmamızı sağlar. Burada önemli olan yalnızca bebeğin yürümeyi öğrenmesi değildir. Yürüme, aynı zamanda çocuğun anneden fiziksel olarak uzaklaşabilmesini mümkün kılan gelişimsel bir kazanımdır.

Biyolojik Doğumdan Psikolojik Doğuma

Mahler’in kuramının merkezinde biyolojik doğum ile “psikolojik doğum” arasında yaptığı ayrım bulunur.

Biyolojik doğum gözlemlenebilir ve belirli bir anda gerçekleşen bir olayken psikolojik doğum zamana yayılan ruhsal bir süreçtir. Çocuk giderek kendisinin bakımvereninden ayrı bir varlık olduğunu; kendi bedeni, arzuları, hareketleri ve sınırları bulunduğunu deneyimlemeye başlar.

Mahler bu süreci ayrılma-bireyleşme olarak adlandırır.

Buradaki “ayrılma” ile “bireyleşme” birbirine yakın fakat aynı anlama gelmeyen iki gelişimsel hattır. Ayrılma, çocuğun anneyle önceki birleşmişlik deneyiminden giderek çıkmasını; bireyleşme ise kendi ayırt edici özelliklerini ve bağımsız işlevlerini geliştirmesini ifade eder.

Bu nedenle bebeğin hareket kabiliyetindeki gelişmeler yalnızca bedensel kazanımlar olarak ele alınmaz. Emeklemek, ayağa kalkmak ve yürümek, ruhsal gelişim açısından da yeni olanakların önünü açar.

Yürümek Neyi Değiştirir?

Çocuk henüz kendi başına hareket edemediğinde anneyle arasındaki fiziksel mesafeyi büyük ölçüde yetişkin belirler. Çocuğun taşınması, bir yere götürülmesi ya da bir yerden alınması gerekir.

Hareketlilik geliştikçe bu ilişki değişmeye başlar.

Mahler ve çalışma arkadaşları “alıştırma” dönemini iki bölümde ele alır. İlk dönemde bebek emekleme, adımlama, tırmanma ve dikleşme gibi beceriler aracılığıyla anneden fiziksel olarak uzaklaşabilmeye başlar. Ardından gelen asıl alıştırma döneminin belirgin özelliği ise serbest ve dik hareketliliktir.

Artık çocuk yalnızca çevresine bakmaz; ona doğru hareket edebilir.

Bu gelişme çocuğun dünyayla ilişkisinde önemli bir dönüşüm yaratır. Kendi hareketlerinin sağladığı yeni olanaklarla çevresini keşfetmeye, nesnelerle ilgilenmeye ve kendi başına işlev görmekten haz almaya başlar.

Dolayısıyla yürümeyi yalnızca “çocuğun anneye doğru ilk kez yürümesi” üzerinden düşünmek Mahler’in tarif ettiği gelişimsel hareketin önemli bir bölümünü gözden kaçırabilir. Yürümenin ruhsal açıdan çarpıcı taraflarından biri, çocuğun artık anneden uzaklaşabilmesidir.

Uzaklaşmak, Bağın Ortadan Kalkması Anlamına mı Gelir?

Tam tersine.

Mahler’in gözlemlerinin en ilginç yanlarından biri, keşif ile anneye dönüş arasında görülen harekettir.

Çocuk hareket kabiliyeti arttıkça annenin yakınından uzaklaşabilir ve kendi etkinliklerine öylesine yoğunlaşabilir ki bir süre annenin varlığından habersizmiş gibi görünebilir. Fakat belirli aralıklarla yeniden anneye döner.

Anne burada Mahler’in tarifinde adeta bir “merkez üssü” haline gelir.

Çocuk annesine yaklaşabilir, ona dokunabilir, yaslanabilir ya da kısa süreli fiziksel temas kurabilir. Mahler ve çalışma arkadaşlarının “coşkusal yakıt ikmali” olarak ele aldığı bu temasın ardından çocuk yeniden canlanarak çevresini keşfetmeye dönebilir.

Ortaya oldukça anlamlı bir ritim çıkar:

Uzaklaşmak, geri dönmek, temas etmek ve yeniden uzaklaşmak.

Çocuğun gelişmekte olan özerkliği ile anneye duyduğu gereksinim birbirini ortadan kaldırmak zorunda değildir. Aksine, Mahler’in gözlemlerinde ikisi aynı gelişimsel sürecin içerisinde yan yana bulunur.

“Kendi Başına” Olmanın Hazzı

Alıştırma döneminde dünya çocuk için giderek genişleyen bir keşif alanına dönüşür. Ayağa kalkmak ve yürümek, yalnızca bir yerden başka bir yere ulaşmayı sağlamaz; çocuğun dünyaya ilişkin deneyimini de değiştirir.

Artık hareketinin yönünü belirleyebilir, ilgi duyduğu nesneye yaklaşabilir, anneden uzaklaşabilir ve yeniden ona dönebilir.

Bu nedenle Mahler’in perspektifinden bakıldığında çocuğun ilk bağımsız hareketleri, bireyleşmenin bedensel olarak görünür hale geldiği anlardan biri olarak düşünülebilir.

Fakat burada önemli bir ayrım yapmak gerekir: Mahler ve çalışma arkadaşlarının gözlemleri, bütün bebeklerin ilk yardımsız adımlarını mutlaka annelerinden uzağa attığını gösteren evrensel bir kural ortaya koymaz. Kitapta anneden uzaklaşarak yürüyen çocuklara ilişkin gözlemler vardır; ancak kuramsal vurgu ilk adımın literal yönünden çok, serbest hareketliliğin çocuğa anneden uzaklaşma ve bağımsız keşif olanağı kazandırması üzerindedir.

Bu ayrım, Mahler’in kuramını popüler bir gelişim bilgisine indirgememek açısından önemlidir.

Ayrılabilmek İçin Geri Dönebilmek

Belki de Mahler’in gözlemlerinin en düşündürücü tarafı tam burada ortaya çıkar.

Bireyleşmek, ilişkiyi geride bırakmak anlamına gelmez. Çocuk anneden uzaklaşırken aynı zamanda onun ulaşılabilirliğine ihtiyaç duymayı sürdürebilir. Kendi başına keşfe çıkabilir, sonra yeniden temas arayabilir ve ardından tekrar uzaklaşabilir.

Bu nedenle ilk adımları yalnızca “Bebek kime doğru yürüdü?” sorusuyla düşünmek yerine başka bir soru sormak mümkün:

Çocuk kimden uzaklaşabilecek kadar güvende hissediyor ve ihtiyaç duyduğunda kime geri dönebiliyor?

Mahler’in ayrılma-bireyleşme kuramı açısından psikolojik doğum belki de tam olarak bu gerilim içinde biçimlenir: Ötekiyle bağımızı sürdürebilirken, onun yanında ve ondan ayrı olarak giderek daha fazla kendimiz olabilmek.

 

Kaynak:
Mahler, M. S., Pine, F. & Bergman, A. İnsan Yavrusunun Psikolojik Doğumu. Çev. Ali Nahit Babaoğlu. Metis Yayınları.

Delfi Blog'a Geri Dön